2 Ekim 2014 Perşembe

Okul çağı başladı!

Ilk sınıf arkadaşları, Sema öğretmeni, Şarkıları, boyamaları, resimleri, faaliyetleri ve hastalığı ile okul maceramız başladı! 
Itiraf etmeliyim ki, paran kadar insansın lafımı okul boyutunda da görmek büyük bir hayal kırıklığı oldu.. 
Yine de ve her şeye rağmen bu kadar büyüdüğünü görmek ve seni okula götürmek bizim için harika bir duygu..

23 Temmuz 2012 Pazartesi

şu taraftan gidelim!!!

Sıcaklardaki terlemelerin, tuvalet eğitimin, ilk sinema maceran derken ne kadar keyif alıyoruz bir bilsen... Şu taraftan deyip duruyoruz... Bu arada okul derdine de düştük çaktırmadan, tabii ev değiştirme derdi ile ama olsun! Her gün bir öncesinden daha farklı, ne güzel! Annen inanılmaz yoruluyor belki, ben çok koşturuyorum belki ama sen şöyle gelip bir sarılıyorsun, herşey toz duman oluyor. Dün sinemada gözlerinin içinde gördüğüm sevinci, heyecanı tekrar tekrar yaşamak için yapamayacağım şey yok. Artık akıllı cevaplar ve tripler ile birlikte istekler de başladı. Beylik laflar vardır ya "Baba olduğunda anlarsın, anlayacaksın" diye, bazı yönlerden neden böyle konuşulduğunu gerçekten daha iyi anlıyorum. Umarım bu hissiyatımı sonuna kadar sürüdürüp seninle daha çok zamanlar paylaşırız. Sana anlatmak istediğim çok şeyler, okumak istediğim çok kitaplar, göstermek istediğim çok yerler var...
Bu arada çaktırmadan Formula-1 ve Ferrari fanı yapmaya uğraşıyorum seni, dünkü zafer sonrası da "minik şampiyonum" olarak öpüyorum seni... (Aracın üzerindeki arma ve senin kendinden geçmen beni de kendimden geçirdi bu arada, Annen duymasın!)  ;-))

5 Şubat 2012 Pazar

üç…



Tam üç yıl önce bugün seni kucağıma aldığım gün. Sanki evren de avuçlarımdaydı artık. İçimde nehirler bir doldu, bir boşaldı. Kelimeler yetersizdi o an. Zaman bize en güzel hediyesini vermişti. Sevgi kaynağımızın tam ortasına yerleştiğin o an, kainat senin etrafında dönmeye başlamıştı  sanki bir anda… Senin o küçücük ellerinle ellerimizden tuttuğun o an sadece bizimdi. Üzerinden bir yıl, bir yıl daha derken bugün bir yılı daha bitirdik anlamadan zamanın içinde.. Attığın her adım senin küçük ayaklarının altında yıllara dönüşüyor bitanem. Gözlerimizin önünde büyüyorsun her geçen gün. Göz dalımlarında gözlerimin pusunda dünlerimiz. İlk adımlarında ve takılıp düşmelerinde, anne kalbimle seni gördükçe telaş içinde ben de yürürüm o gündenberi. Yürüdüğün yolların hep açık olsun bitanem… Zaman işte bu kadar çabuk geçmiş, sen bugün bir mum daha söndürüyorsun yine ve büyüyorsun iz bıraka bıraka… Zaman bugün senin ve sensin bize zaman, yarınlarımın baharı… Evrendeki tüm güzellik, iyilik, huzur, sevgi, mutluluk hep yanında olsun sağlıkla beraber. iyi dilekler, iyi bakışlar hep seni bulsun. Birlikte nice yaşlara canım oğlum.


Hergün bakıp sana, ve hep aynı heyecanla şükretmek yaradana, mutluluğu ve en derinlerime kadar hissederek sevgiyi… Gözlerim dolar, içim titrer ve zannederim ki onun için yapamayacağım hiçbirşey yok. Bilirim her babanın içinden gelen bir duygudur bu, bilirim artık baba olunca anlarsın nasihatlarını, ve bilirim bundan sonra ne için çalışacağımı, nasıl olacağımı, neyi yapıp neyi yapmayacağımı… Üç yıl önce yaşantımızın en güzel noktası olan sen, yavaş yavaş o merkezden başlayarak çemberler oluşturmaya, etrafını tanımaya, zaman zaman bizi yorsan da hep içimizdeki çocukla birlikte büyümeye başladın. Geçecek olan yıllar ile birlikte çemberlerin de büyüyecek ve diliyorum ki bunun içerisine girecek olan herkes saflığındaki sevgilerine mazhar olmaya değecek olsun. Dilerim ki büyüdükçe içindeki ışık, bedenindeki sağlık seni hiç üzmesin. Annenle birlikte sana vermeye çalıştığımız herşeyi sevgimizle harmanlayıp mutluluklarımızla biçelim… Bugün sen sadece üç yaşına girmedin, biz de seninle büyüdük birtanem, dilerim seninle birlikte büyümeye devam ederiz. (Seni çok seven baban…)

29 Kasım 2011 Salı

efe’nin son macerası :)

bu hafta teyzesi ile birlikte çok mutlu olduk, oyunlar oynadık, gezmeklere gittik, alışverişe çıktık… en güzeli ise alışveriş merkezindeki oyuncaklardı…

elbette bugünün en unutulmaz anı videodan sonra bindirdiğimiz şu oyuncaktan:
Ataşehir-20111126-00061
diğer oyuncağa geçerken, gideceğimizi zannedip ağlamaya başlaması ve oyuncağa oturduğunu farkettiğinde, hem ellerini havaya kaldırıp ağlarken hem de aynı anda “YAŞASIN” diye haykırmasıydı… :)      (fotoğraf biraz gecikti ama gözlerin ağlamaklı olduğu farkediliyor!!!)

Ataşehir-20111126-00062

20 Haziran 2011 Pazartesi

rötarlı babalar günü...

Babalar evlerin, ailelerin direği...yuvaların koruyucusu,çocukların kahramanı...Her duruma karşı yuvasını koruyan,kollayan,büyük sevgisiyle bizi kucaklayan babufun babalar gününü kutluyoruz...Efe ve ben seni seviyoruz...

8 Mayıs 2011 Pazar

Bugün anneler günü...

Bende senin gibi küçücüktüm. Ve yanı başımdaydı annem belkide, benim senin başucunda olduğum gibi, soğuk havalarda... Seni yumuşacık battaniyelere sardığım gibi zamanında farkında olmasamda ben de sarıldım battaniyelere... Ateşimin çıktığı yada hasta olduğum her anda benim yanıbaşımdaydı  tıpkı senin başucunda olduğum gibi... Artık büyüdüm ve uzaklardayım şimdi annemden. Şimdilerde anneliğin ne demek olduğunu  daha iyi anlıyorum sayende oğlum... Varoluş kaynağıma anneme binlerce teşekkürler ve yüce ALLAH ın izniyle seni dünyaya getirmeme şükürler olsun... seni seviyorum....

10 Şubat 2011 Perşembe

iki yil oldu bile...

Daha dun dogmamis miydin sen? Bebek kokularini koklamaya daha doyamadik sen ne zaman buyudun? Kelimeler siralaniyor artik, herseyleri anliyor ve taklit etmeye calisiyorsun. Iyiki varsin, seni annenle birlikte cok opuyor ve seviyoruz... Iyiki dogdun efe!

4 Temmuz 2010 Pazar

annenin ilk notları...

Aslında bu doğduğun anda ben baban ve tüm yakınlarımız için düşündüğüm ama bir türlü gerçekleştirme imkanı bulamadığım,ileride sana o günleri ve yaşananları anlatacak notlar olacaktı. O zaman olmadı, şimdi kısmetmiş! iyiki aramıza katıldın. artık 3 kişilik bir aileyiz.. seni seviyorum oğluşum. aslında baban anlatacaklarımı anlatmış ama eksik kalan bazı taraflar varki onun doğum anına kadar benden daha çok meraklı ve heyecanlı olmasıydı... sen daha doğmadan ben bulantılarla hareket halinde kıpırdamalarınla haşır neşirken o dışarda ne olup bittiğini sadece merakla gören ve bekleyen bi haldeydi!
annen

25 Eylül 2009 Cuma

yedi


(18.06.2009) 1 mayıs günü sünnetini yaptırdık, ameliyathaneye almadılar bizi, dayanılmaz bir stresti... neyseki çok şükür kolayca atlatıverdik sonrasını da. Biliyor musun, bu ayki aşılarında ağlamadın ilk defa. Geçen aydan beri her gün kaşık ile bir gün havuç bir gün elma suyu veriyoruz sana, şaplata şaplata içmene bayılıyoruz. Geçen aydan beri kalkıp oturmak, bu aydan itibaren de kalkıp ayakta durmak istiyorsun. 
Kucakta gezinmek çok hoşuna gidiyor, kucağımızda seni dolabındaki tigger, eyeore(eşek) ve vinnie the pooh resimlerine baktırıyoruz, hepsine değişik değişik kahkaha atıyorsun. geçen aydan beri kıkır kıkır gülüyorsun, inşallah tüm ömrün gülerek geçer. sen güldükçe bizde gülüyoruz! seni boynundan yiyiorum, bayılıyorsun hırpalanmaya, hemen çıkartıveriyorsun! annen çok kızıyo ama sen gülünce o da geçiveriyor. Araba aldık sana konsolos gibi kuruluyorsun içerisinde, bakına bakına pazarı geziyoruz, çok hoşuna gidiyor. Doğduğundan bu yana konsolos diyorum sana! geçen ay kendi yatağında yatarken döndürdün kendini başucundaki tigerlara doğru, bu ayda kendi çevrende dönmeye çalışıyorsun. Bu aralar sesini akord ediyorsun, arada manasız şeyler söylüyorsun ve biz de annenle bunlara mana bulmaya çalışıyoruz. Ayaklarına bayılıyorum, küçücük, aslında heryerlerine bayılıyorum. Sabah kahvaltılarımıza ve akşam yemeklerimize katılıyorsun, sıkılıyorsun artık sepetinde, gündüz uykuların azaldı ama gece olduğunu algılıyorsun ve (maşallah) gece derin ve uzun uyuyorsun. Büyüyorsun günden güne, annenin karnındayken uzun olacağın belliydi, şimdide ortalamadan üç santim uzunsun. ömrün de uzun olsun ve en önemlisi gönlünce olsun canım oğlum.
baban

altı



(14.05.2009) epeydir yazamadım, halbuki ne çok şey birikti... ocak ayında annenin kontrolleri sıklaştı. senin hareketlerin daha belirgin hale geldi ve tekmelerin görülür haldeydi. Son knotrollerde normal doğum yerine sezeryan önerdiler annene ve birden allak bullak olduk. anneannen de bizdeydi, teyzen de.. ve karar verdik senin 4 şubatta dünyaya gelmene.. inanılmaz bir gündü.. annen aşağı indi, ve 45 dakika sonra sen yukarı geldin, camın önünden ayrılamadım, Allah'ıma çok şükür en büyük mucize gerçek olmuştu, sen geldin ve herşey yolunda idi. Senin peşinden annen geldi, yarı baygın olarak, ama gözü sendeydi, ilk emzirmesi yarı baygın ve teyzenin yardımı ile oldu... inanılmaz duyguydu seni kucağıma alıp gazını almam. İlk gecemizi de birlikte geçirdik, daha gözlerini açamıyordun, araladığın anlarda ben fotoğrafını çekmeye çalışıyordum, herkese mesaj atarak mutluluğumuzu paylaştık, kimler kimler aradı sonra da.. silopi den bile aradılar orada iş yapan otomasyoncularımız. koşturduk sana ve senin için. ertesi gün evimize geldik ve ilk ziyaretçimiz recep abinlerdi. daha sonra babaannen, deden, amcan geldi, rüya gibi günler, ve her gün senin büyüdüğünü görmek çok çok güzel bir duygu.
baban.